info@jinefem.com Bize Ulaşın: +90 242 317 00 66 ONLİNE RANDEVU DOKTORA SORU SOR

HİZMETLERİMİZ

SAĞLIĞINIZ İÇİN EN İYİSİ JİNEFEM

"Amacımız Çağdaş dünyada en kutsal görevlerden biri olarak kabul edilen sağlık hizmetlerini, kaliteli ve modern bir şekilde sizlere sunmaktır."

SUDA DOĞUM

Suda doğum tüm dünyada kadınlara doğum için sunulmuş bir seçenektir.

Pek çok gebenin ‘’doğal doğum sürecine daha uygun’’ ve’’daha az girişimsel doğum yönetimi’’ amacıyla, alternatif bir doğum metodu isteğinin artışı ile 1980’li yıllarda bu yöntem ile tanışıldı. Yapılan çalışmalar suda doğumun güvenli ve konforlu bir seçenek olduğunu göstermektedir.

Suda doğum, gebelik ve doğum için risk grubunda olmayan ve normal vajinal doğuma uygun olan anne adayları için bir doğum seçeneğidir. Anne adayı aktif doğum ağrıları başladıktan sonraki süreci temiz, vücut sıcaklığına uygun ve kendisini rahat hissedebileceği sıcaklıkta su ile dolu bir havuzda geçirir. Suyun getirdiği avantajlardan yararlanmak için klasik doğum yöntemlerine entegre edilerek sadece doğum sancıları sürecinde su kullanılabileceği gibi hem doğum sancıları hem de bebeğin doğumu suda tamamlanabilir.

Doğum sancıları sırasında suyun kullanımının amacı ağrı yönetimi ve gevşemeyi desteklemek, annenin pozisyon almasını kolaylaştırmak ve hareket edebilirliği arttırmaktır. Sezaryen oranlarının maalesef yüksek olduğu ülkemizde, anne adaylarının sezaryen ile doğumu tercih etmesinde en önemli neden, doğum ağrılarına dayanamama endişesidir. Yapılan araştırmalar suda doğumlarda ağrı kesici ihtiyacının standart masada doğuma göre azaldığını gösteriyor. Suya giriş ile rahimin kanlanması artar, bu da rahim kasılmalarının daha az hissedilmesine ve doğumun 1. evresi olan sancı süresinin kısalmasına neden olur.

Suya giren anne adayı suyun kaldırma gücüyle, vücut ağırlığının % 75 ini kaybeder. Bu daha rahat ve özgür hareket edebilmek demektir. Bebeğin doğum yolunda ilerlerken annesini, kendi inişine uygun pozisyona yönlendirebileceği gösterilmiştir, bu doğrultuda annenin doğum sırasında içgüdüsel olarak ihtiyaç hissettiği pozisyonu kolaylıkla alabiliyor olması önemli olup su ortamı buna imkan sağlamaktadır. Dolayısıyla bu hareket özgürlüğü bebeğin doğum yolundaki inişini kolaylaştırmaktadır. Buna bağlı olarak ta doğumun 2. evresi olan rahim ağzının tam açılması ile bebeğin doğumu arasındaki evrenin kısaldığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir.

Su, doğumda ya sadece sancı aşamasında kullanılabilir ya da bebeğin doğumu suda tamamlanabilir. Tıbbi zorunluluk durumları dışında anne adayının isteği doğrultusunda da bebeğin doğmasından önce sudan çıkılabilir, doğum geleneksel yöntemde olduğu gibi masada tamamlanabilir. Ancak bebeğin doğumunun suda gerçekleşmesi durumunda, annenin doğuma bağlı yırtıklarının suyun etkisi ile geleneksel yönteme göre daha az olduğu görülmüştür. Suyun anne açısından doğumu kolaylaştırıcı faydaları hedeflenirken bebeğin güvenliği açısından risk taşımadığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Suda doğum hızla popülarite kazanırken, doğum sancıları sırasında suyun kullanımı süreci için değil de, bebeğin suya doğması ile ilgili olası problemlerden korku duyan karşıt görüşler oluşmuştur. Yenidoğanın suyu solunum yollarına alması ya da enfeksiyon riski gibi endişeler tartışılmıştır. Ancak yapılan çalışmaların sonuçları, belirli parametrelere dikkat etmek kaydıyla endişe duyulan durumların oluşmadığını göstermiştir. Aksine suya doğum ile, yenidoğan için anne karnındaki su ortamından dünyaya daha nazik ve yumuşak bir geçiş sağlanması desteklenmektedir.

Bebek açısından suda doğum

Suda doğan bebeklerle ilgili en büyük endişe suyun bebeğin solunum yollarına kaçmasına bağlı yaşanacaklardır. Ancak doğum esnasında bebeğin suyu solunum yollarına almasını engelleyen birkaç faktör vardır. Bu fizyolojik inhibitör mekanizmalar normalde tüm yenidoğanlarda vardır.

Bebek anne karnında oksijeni plasentadan göbek kordonu aracılığıyla alır, ama dış ortamdaki solunuma hazırlık amacıyla, solunum kasları ve diafragmanın gebeliğin 10. haftasından itibaren düzenli ve ritmik olarak hareketi başlar. Akciğerde mide sıvısına benzer özellikte sıvı üretilmektedir, bu sıvı bebeğin ağzına gelir ve bunu yutar. Az miktarda amniotik sıvı da akciğere alınır.
Doğum eylemi başlamadan 24-48 saat önce plasentadan salgılanan prostaglandin E2 seviyesindeki belirgin artış, bebeğin diafragma ve solunum kaslarının çalışmasını askıya alarak solunum hareketinin azalması ya da durmasına neden olur. Bebek doğduğunda halen prostaglandin seviyesi yüksek olduğundan bebeğin solunum kasları çalışmaz, bu bahsettiğimiz ilk inhibitör mekanizmadır.
İkinci inhibitör mekanizma: Bebekler doğarken hafif oksijen azalmasına ya da ani hipoksiye maruz kalırlar, bu doğum proçesine karşı oluşmuş bir cevaptır. Oksijendeki azalma bebekte nefesini tutma ve yutkunmaya sebep olur, nefes almaya değil. Ancak bebek ciddi ve uzamış oksijen eksikliğine maruz kalırsa, bu durumda doğar doğmaz nefes alabilir ve akciğerlerine su geçişi olabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta burasıdır. Bu yüzden doğum sancıları sürecinde bebeğin kalp atışlarında sıkıntı gözlemlenirse, bebeğin suya doğumundan önce annenin sudan çıkması istenir.
Suyun içinde iken yenidoğanın nefes almasının başlamasını engellediği düşünülen diğer bir mekanizma ısı farklılığıdır. Suyun sıcaklığı anne ısısına yakın olduğunda yenidoğan ısı değişimini algılamaz.
Bazı kişilerin öne sürdüğü bir diğer görüş de, dış ortamdaki su hipotonik olup bebeğin akciğerindeki sıvı hipertoniktir, bu yüzden su gırtlak bölümüne ulaşsa bile solunum yollarına geçemez.
Önemli bir inhibitör faktör de larenks (gırtlak) ile ilgili olan dalış refleksidir (the dive reflex). Tüm larenks kemoreseptörler ile kaplıdır ve bu, dil yüzeyindeki tat tomurcuklarından 5 kat fazladır. Herhangi bir sıvı boğaz arkasına temas edip te larenkse geçince, bu tat tomurcukları sıvının niteliğini algılar ve glottis otomatik olarak kapanır, sonra sıvı solunum yollarına alınmak yerine yutulur. Yenidoğandaki bu otomatik refleks doğduktan sonraki ilk 6-8 aya kadar devam eder. Bu sayede bebek boğazına temas eden şeyin su,amnion sıvısı, anne sütü ya da inek sütü olduğunu ayırtedebilir. Tüm bu faktörler suyun içine doğan bebeğin, havaya kaldırılıncaya kadar, nefes almasına engel olur.

Bebeğin ilk nefesini ne başlatır?

Yenidoğan bebek sudan hava ortamına geçtiğinde ortam değişikliği ile hormonal, fiziksel ve kimyasal bir dizi mekanizma bebeğin ilk nefesinin başlamasına neden olur. Geleneksel doğumda bebeğin kafası çıktığı anda hava ile temas nedeniyle ilk nefes alışı gerçekleşirken suda doğumda bu olmaz, çünkü ilk nefes için yüzün hava ile temas etmesi gerekmektedir.
1985-1999 yılları arasında 150000’in üzerinde suda doğum gerçekleşmiştir, bu doğumların hiçbirinde suyun solunum yollarına kaçışına bağlı bebek ölümü belirtilmemiştir. Son asırda gelişmiş ülkelerde doğumların hastanelere taşınması ile doğum sürecine daha fazla müdahale eklenmiştir. Suda doğum ile hedeflenen, doğum yapacak kadına daha az riskli, daha fazla esnekliği olan bir alternatif üretmek, hastalıktan ziyade iyilik hali olarak bakarak normal, fizyolojik ve doğal doğum düşüncesini kuvvetlendirmek, bebek için dış ortama daha nazik geçiş sağlamaktır.
Kadınlar tıbbi uygunluk sınırları içinde kendi doğum metotlarını seçebilir. Böyle bir yöntemle sancı safhası sonrası doğumu suda tamamlama isteğinde olan anne adayı, ihtiyaç halinde doğum ekibinin her an yanında olduğunu bilip kendisini güvende hissetmekle beraber, başrolde bebeği ve kendisi olduğunun farkındadır. Hatta isterse baba adayı da aynı duygu ve inançla annenin yanında ve destekçidir. Suda doğumu farklı kılan en can alıcı şey, kadının anne olma hissini zirvede yaşadığı ve bu hazzı en yoğun hissettiği bir tecrübe olmasıdır. Suda doğumda müdahale gerektiren durumlar dışında doğum süreci annenin kontrolü altında olduğundan suda doğum kadına doğumu başarabilme hazzı ve doğum tecrübesine ulaşabilme imkanı sağlar.
Sonuç olarak yapılan çalışmalar seçilmiş, gebelikte ve doğumda özel bir riski olmayan kadınlarda, suyun doğum sancıları sırasında kullanılmasının ya da doğumun suda tamamlamasının anne ve bebek açısından güvenli ve konforlu olduğunu göstermiştir. Suda doğum bu yöntemi tercih eden kadınlar için özel bir süreç, hazzı yüksek bir tecrübedir.

Dünyada yapılan bazı çalışmalar

2004 ve 2009 yıllarında yapılan Cochrane’in, ‘’Cochrane Pregnancy and Childbirth Group’’un 2938 gebeyi içeren 8 randomize kontrollü çalışmanın değerlendirilmesinde doğumun 1. evresinde hissedilen ağrının istatistiksel olarak belirgin oranda daha az olduğu saptanmıştır. Bebeklerde apgar skorunda, yenidoğan enfeksiyon oranında ve yenidoğan ünitesine yatış oranında fark görülmemiştir. (1)
Yine 2009 yılında Cluett ve Burns’un yaptığı 3146 kadını içeren Cochrane review’de 11 randomize kontrollü çalışma değerlendirilmiştir. Geleneksel doğum yöntemi ile karşılaştırıldığında doğumun ilk evresinde ağrı kesici yöntemlerin(epidural…) uygulanmasında belirgin azalma olduğu gösterilmiştir. Müdahaleli doğum ve sezaryen oranlarında veya annede enfeksiyon ya da perine zedelenmesinde fark olmadığı tesbit edilmiştir. Yenidoğan üzerinde apgar skoru, yenidoğan servisine yatış ve yenidoğan enfeksiyonu gibi artmış olumsuz etki görülmemiştir. (2)
Thöni, Mussner ve Ploner 1997-2009 yılları arasındaki 2625 suda doğum üzerindeki araştırmasının sonuçları suda doğumun medikal avantajlarını desteklemektedir. Epizyo oranlarında azalma, primiparlarda sancı sürecinde kısalma ve ağrı kesici ihtiyacında belirgin düşüş olmuştur. Yenidoğan için suda doğum ile enfeksiyon riskinde, geleneksel yöntemle karşılaştırıldığında, artış olmamıştır.(3)
Alderdice ve ark. ile Gilbert ve Tookey’in İngiltere ve Galler’de 4 yıllık bir süreyi içeren iki büyük çalışmasında suda doğum ve sadece sancı sürecinde suda bulunma sonrası anne ve yenidoğan sonuçları değerlendirilmiştir. Araştırmacılar 4693 suyu kullanmış gebe ile 4032 suyu kullanmamış, yüksek risk grubunda olmayan gebenin doğumunu karşılaştırdıklarında anne ve yenidoğanın sonuçlarında farklılık görmemişlerdir. 1994-1996 yılları arasında suda olmuş yaklaşık 4000 doğumdaki olumsuz sonuçları irdelemişlerdir. Suda doğmuş bebekler arasındaki 5 ölüm vakası için 1500 konsültan pediatri hekimi ile çalışılmış, 5 ölümden hiçbiri suda doğuma bağlı bulunmamıştır. Özel bakım ünitelerine kabul oranı suda doğan bebeklerde hafifçe daha az bulunmuştur. (4,5,6)
Bu çalışma suda doğumun güvenilirliği hakkında endişeleri gidermek açısından önemlidir. Geissbuhler ve Eberhart’ın 7508 doğum üzerinde yaptığı çalışma 2000 yılında yayınlanmış olup, suda doğan bebeklerde infeksiyon oranlarında istatistiksel artış olmadığı gösterilmiştir. Suda doğumu takiben bebeklerde hiç aspirasyon olmamış, bebeklerde boğulma ya da ölüm görülmemiştir. (7)
Diğer araştırmacılar benzer sonuçlar rapor etmiştir. (Burns 2001; Lenstrup ve ark, 1987; Rush ve ark, 1996; & Waldenstrom ve ark, 1992)
Literatürde bebekler açısından suya girmenin negatif etkileri üzerine, özellikle pediatri dergilerinde, birkaç rapor vardır. ‘’Suda doğumda suyun solunum yollarına alma olasılığı değerlendirilmelidir (Nuygen ve ark, 2002)’’, denilmiştir. Suda doğumun negatif etkileri üzerine yazarların kararları dikkatle gözden geçirilmelidir. Bu vaka çalışmasında birkaç metodolojik problem vardır ve sonuçları çok geniş çalışmaların bulguları ile uyumsuzdur. Bu konuda elbette daha fazla araştırma gerekmektedir, ama her düşünce dikkatle değerlendirilmeli, ancak tıbbi ve bilimsel olmayan düşünceler değil.

REFERANSLAR
Nikodem VC. İmmersion in water in pregnancy, labor anr birth (Cohrane review). The Cohrane library. İssue 2 Oxford, U.K. 2004
Culett ER. İmmersion in water in pregnancy labor and birth. Cohrane database Syst Rev. 2009.
Minerva Ginecol. 2010 Jun;62(3):203-11. Reparto di Ginecologia e Ostetricia, Ospedale di Vipiteno, Bolzano, Italy.
Alderdice, F., Renfrew, M., Marchant, S., Ashurst, H., Hughes, P., Gerridge, G., and Garcia, J. (July 1995). Labour and birth in water in England and Wales: survey report. British Journal of Midwifery, 3:7:375-382Andersen, B. Gyhagen, M. Nielsen, TF (1996 Sept) Warm bath during labour. Effects on labour duration and maternal and fetal infectious morbidity. Journal of Obstetrics and Gynaecology, Vol 16, No 5, pp 326-33 Alderdice, F., R., Mary, Marchant, S., Ashurst, H., Hughes, P., Gerridge, G., and Garcia, J. (April 1995). Labour and birth in water in England and Wales. British Journal of Medicine, 310: 837.
Gilbert, Ruth E., Tookey, Pat A. (1999) Perinatal mortality and morbidity among babies delivered in water: surveillance study and postal survey. British Medical Journal ;319:483-487 (21 August)
Geissbuhler V, Eberhard J. Waterbirth a comparative study. A prospective study on more than 2000 waterbirts. Fetal Diagn.Ther. 2000,15-291-300.

Diğer referanslar

Andersen B. et al (1996): Warm Bath during labor, J.Obstretr.Gynecol. 16:326-330
Ayres J. (1984): Components of devlopmental childhood, Oregon.
Bung P et al (1993): Therapeutic exercise for insulin-requiring gestational diabetics:Effects on the fetus-results of a randomized prospective longitudinal study, J.Perin.Med.21:125-137
Ekman P (2003): Emotions Revealed – Understanding Faces and Feelings, London
Emoto M (2000): Messages from Water
Enning C (2000): Wassergeburtshilfe (Aquamidwifery and Obstetrics, textbook), Stuttgart
Erk S et al (2003): Emotional context modulates subsequent memory effect, Neuroimage
Franks F (1983): Water, a Matrix of Life, London
Goddard S (2002): Reflexes, Learning and Behavior
Hattori R (1991):Autistic and developmental disorders after general anaesthetic delivery, Lancet-Letter June 1,1991
Hebb D (1949): The organization of behavior, Wiley NY
Kinsley CH et al (1999): Motherhood improves learning and memory. Nature 402:137-138
Kolb B, Wishaw IQ (2001): Brain and Behavior, NY
Luczak H (2000): The Second Brain, Gershon M, Cincinnati 1981
Maher BA, Spitzer M (1993): Thought disorder and language behavior, Linguistic Disorders and Pathologies, NY/Berlin
Maquet P (2000): Sleep on it!, Nature Neuroscience 3:1235-1236
Mayol J (2000): Homo Dolphinus
Meaney M, Aitken D et al (1988) : Effect of neonatal handling on age-related impairments associated with the hippocampus. Science 239:766-768
Ohlsson 2001 {published and unpublished data}
Ohlsson G, Buchhave P, Leandersson U, Nordstrom L,Rydhstrom H, Sjolin I. Warm tub bathing during labor: maternal and neonatal effects. Acta Obstetricia et Gynecologica Scandinavica 2001;80:311–4.
Perry B (1997): Hyperactivity and impulse behaviour of children with high cortisol levels, Baylor College of Medicine
27.Spitzer M (2002): Lernen (Learning Behavior), Spektrum-Verlag Heidelberg 28.Shors T et al (2001): Neurogenesis in the adult is involved in the formation of trace memories. Nature 410:372-375
29.Schiff M (1997): The Memory of Water
Sidenbladh E (1983): Waterbabies
Sigala N, Logothetis NK (2002): Visual categorization shapes feature selectivity in the primate temporal cortex. Nature 415:318-320
Tomatis A (1994): Neuf mois au paradis:Histoires de la vie prénatale, Paris
Walker DW, Wood C (1970) : Temperature relationship of the mother and fetus during labor, Am.J.Obstetr.Gynecol.107 :83-87

Yukarı Çık